İÇTİHAT - DİLEKÇE

FORUMUMUZDA İÇTİHAT ÖRNEKLERİ İLE DİLEKÇE ÖRNEKLERİNE ULAŞABİLİRSİNİZ...
 
AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En iyi yollayıcılar
Avukat (160)
 

Paylaş | 
 

 Bilirkişinin Nitelikleri, Reddi ve Resmi Bilirkişilik

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Avukat
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 160
Rep Gücü : 504
Kayıt tarihi : 28/12/09
Yaş : 38
Nerden : Samsun

MesajKonu: Bilirkişinin Nitelikleri, Reddi ve Resmi Bilirkişilik   Salı Mart 23, 2010 2:47 pm

Bilirkişinin Nitelikleri, Reddi ve Resmi Bilirkişilik (Sedat BAKICI - Yargıtay Ceza Genel Kurulu Tetkik Hakimi)
I)BİLİRKİŞİNİN NİTELİKLERİ
Bilirkişiler, görüş ve düşüncelerini bildirirken yansız olmak zorundadırlar. Bilirkişinin kimliği saptanırken davanın tarafları ile ilgileri, dost ve düşman olup olmadıkları, birbirlerini tanıyıp tanımadıkları, akrabalık durumları sorulup saptanmalıdır. Bilirkişinin yansız olmasını sağlamak amacıyla CMUK.`nun 72`nci maddesi uyarınca yemin ettirilmelidir. Bilirkişi, görüşünü bildirmeden veya rapor vermeden önce, "tarafsız ve tamamen ilim ve fenne uygun olarak görüşünü bildireceğine vicdanı üzerine" yemin edecektir. Bilirkişilik yapacağı konuda daha önce genel olarak yemin ettirilmiş ise, bu yemini hatırlatılacaktır.
Davanın tarafı durumunda olan kişilerin bilirkişi seçilmeleri hatalıdır ve sakıncalıdır. "Taraf" kavramını geniş anlamak gerekir. Örneğin bir kurum aleyhine açılan davada veya bir kurumun yakınıcı olduğu davada, o kurum personelinden bilirkişi seçilemez. Örneğin orman idaresi tarafından açılan bir hukuk davasında veya orman idaresinin katıldığı bir ceza davasında, orman işletmesinde çalışan personel bilirkişi olarak seçilemezler. Bankalar Yasasına aykırı davranarak usulsüz kredi verdiğinden bahisle bir banka müdürü hakkında açılan davada, o bankanın bir başka şube müdürü veya genel müdürlükte görevli personeli bilirkişi olarak görev yapamazlar. Belediye başkanı hakkında görevde aşırma (zimmet) suçundan açılan davada, o belediyenin muhasebe müdürü veya bir başka çalışanın bilirkişi olarak atanması sakıncalıdır. Etki altında kalma olasılığı mevcuttur. Kaldı ki etki altında kalması değil, böyle bir kuşkunun olması bile yargıya gölge düşürecektir. Adaletin gerçekleşmesinde kuşkuya yer yoktur.
Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasında, bilirkişinin görevden çekinmesi (md. 69), geçerli nedenlerin varlığında görüş bildirmeye zorunlu olmaması (md. 89), yargıcın reddini gerektiren hallerde bilirkişinin reddi (md. 67), yemin ettirilmesi (md.72), öleni son hastalığında muayene ve tedavi eden doktorun otopsiye bilirkişi olarak katılmaması (md.79) gibi düzenlemeler yapılarak bilirkişinin yansız olarak görev yapması sağlanmıştır.
Bilirkişi sadece tarafların değil, yargıcın da etkisi altında kalmamalıdır. Yargıçtan bağımsız olarak görevini yapmalı, bilimsel verilere uygun olarak raporunu hazırlamalı, etki altında kalmamalıdır. Görevini yaparken objektif davranmalıdır. Bilirkişi olarak atandıktan sonra yakınıcı veya sanıkla ya da yakınları veya vekilleri ile görüşmesi birtakım dedikodulara neden olacaktır. Bu nedenle bilirkişiler, özel yaşamlarında dikkatli olmak, yersiz söylentilerin çıkmasını önlemek zorundadırlar. Böyle bir davranışın, bilirkişinin reddini istemeye neden olacağı unutulmamalıdır.
Öte yandan bilirkişi raporu bilim ve tekniğe uygun olmalıdır. Acıma, kayırma, nefret gibi duygularla ve olaydan etkilenerek düzenlenecek raporlar adaletsizliğe, hak kaybına neden olacaktır. Bilirkişi, bu duygulardan uzak, yansız ve objektif bir biçimde olaya yaklaşmalı, peşin hükümlerden, ön yargılı olmaktan kaçınarak görevini yapmalıdır.
Bilirkişinin, meslekdaşını korumak ve kayırmak amacıyla taraflı rapor düzenlemesi veya görüş bildirmesi affedilmez bir hatadır. Hiçbir zaman hoş karşılanmamalıdır. Düzenlenen bu raporun sonuçları düşünülmeli, zarar görecekler gözden uzak tutulmamalıdır. Örneğin bir inşaat mühendisi olan bilirkişinin, meslekdaşını korumak için inşaatta bir hata olmadığını bildirmesi halinde o inşaat yıkılıp yeniden yapılmayacaktır. Büyük bir bölümü deprem kuşağı içinde bulunan ülkemizde, böyle bir raporun nelere mal olacağını geçtiğimiz yıllardaki depremlerde görmüş bulunmaktayız. Meslekdaşını kayırma amacıyla can ve mal kaybına neden olunmamalıdır. Adalete gölge düşürülmemelidir.
Bir doğum olayında, bir teşhis ve tedavide, bir ameliyatta yapılmaması gereken bir hatayı yapan doktoru koruyan bilirkişi, zarara uğrayan hastanın bir gün kendisi veya bir yakını da olabileceğini unutmamalıdır. Nitekim hataların saklandığı, gizlendiği bir yerde hatalar öylesine çoğalacaktır ki artık görevliler vurdumduymaz olacaklar, görevlerini yapmayacaklardır. Bu hataları gizleyerek artmasına neden olanlar da mutlaka günün birinde zarar göreceklerdir. Bu kaçınılmaz bir sonuç olacakır.
Böyle bir davranış, birbirlerine tutkun olduklarından bahisle o meslek grubunda bulunanları yüceltmeyecektir. Aksine o meslekte çürüme olduğunu gösterecektir. Bugün sana, yarın bana düşüncesi onarılmaz yaralar açacaktır.
Kasıtlı olarak kanıtları yanlış değerlendirmek veya henüz çoğunlukla kabul edilmemiş, doğruluğu tam olarak kanıtlanmamış bir görüşten yola çıkılarak rapor düzenlemek de meslek deontolojisine uymayacaktır.
Bilirkişi, yargıcın karar vermesine yardımcı olacaktır. Hangi amaçla olursa olsun gerçeğe aykırı biçimde düzenlenen bir rapor, adaletin gerçekleşmesini geciktirecek veya engelleyecektir. Yargıcın genel kültür ve bilgi birikimi ile çözemeyeceği teknik konularda bilirkişinin etkinliği artmakta ve raporun denetleme olanağı azalmaktadır. Bu gibi davalarda yargıcın konu hakkında bilgi edinmesi, daha derinliğine inceleme yapması, konuyla ilgili araştırma yaparak bilgi sahibi olması, gerekirse yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırması gerekir. Bilirkişilerde, çok az da olsa "yargıç nasıl olsa bu konuyu bilmez, verdiğim rapora göre karar verir" görüşü yerleşmemeli, raporlarının denetleneceği, gerektiğinde aynı konuda yeni bir inceleme yapılabileceği, böyle bir denetleme olmasa bile bilirkişilik yapmanın kutsal bir görev olduğu, adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunmanın manevi hazzının hiçbir şeyle ölçülemeyeceği düşüncesi yerleşmelidir.
Bilirkişi, yargıç gibi yansız ve bağımsız olmalıdır. Hiçbir etki altında kalmadan raporunu hazırlama olanağı sağlanmalıdır.

II)BİLİRKİŞİLİKTEN ÇEKİNME
VE BİLİRKİŞİNİN REDDİ
Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının 68/1`inci maddesi uyarınca, "Muayyen hususlarda rey ve mütalaa beyanıyla resmen tavzif edilmiş olanlar yahut tetkikatın icrası için bilinmesi muktazi fen veya sanatla iştigali meslek edinenler veya meslek edinmeye resmen mezun olanlar bilirkişi tayin edildikleri takdirde kendilerine verilen görevi yapmaya" mecburdurlar.
Bu hüküm gereğince resmi bilirkişiler ve önceden adliyeye müracaatla bilirkişilik yapacağını söyleyenler bilirkişilikten çekinemezler. Mahkemece bilirkişi olarak atanan ve kendisine tebligat yapılanlar, atandığı konuda yeterli bilgiye sahip değilse, sağlık durumu elvermiyorsa, işlerinin çokluğu nedeniyle bilirkişilik yapacak zamanı yoksa, belgelemek koşuluyla mahkemeye başvurarak bilirkişilikten affını isteyebilir. Mazereti yerinde görüldüğünde vakit geçirilmeksizin bir başka bilirkişi tayin edilecek ve davanın bu nedenle uzaması önlenecektir.
Öte yandan CMUY.`nın 65`inci maddesi uyarınca, tanıklarla ilgili hükümler, aksine hüküm olmadığı takdirde bilirkişiler hakkında da uygulanacaktır. Bu nedenle, tanıklıktan çekinme nedenleri bilirkişide mevcutsa bilirkişilik yapma zorunluluğu yoktur. Sanığın nişanlısı, evlilik bağı kalmasa bile karısı veya kocası, sanığın nesepten veye sebepten usül ve füruu yahut üçüncü dereceye kadar nesepten veya kendisiyle sıhriyet hasıl olan evlilik bağı kalmasa bile ikinci dereceye kadar sebepten civar hısımları ve sanık ile aralarında evlatlık bağı bulunanlarla müdafiler ve hekimlerle ebeler sanatları, sıfatları nedeniyle öğrendikleri sırlar hakkında bilirkişilikten çekinebilirler. Ancak son durumda, sır sahibi izin verirse bilirkişilikten çekinemeyeceklerdir.
Devlet memurları da memuriyetten çekildikten sonra bile, saklamakla yükümlü oldukları olaylar ve sırlar hakkında, sırrın ait olduğu makam amirinin izni olmadan bilirkişilik yapamayacaklardır.
Ayrıca bilirkişilik yaptığında kendisi veya yukarıda sayılan yakınlarından birinin mali zarara uğraması veya haklarında dava açılması olasılığı olanlar, bilirkişilikten çekinebilirler.
Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının 67`nci maddesi uyarınca bilirkişi, yargıcın reddini gerektiren nedenlerden dolayı reddolunabilecektir. Red hakkı, Cumhuriyet Savcısı ile davacı ve sanığındır. Suçtan zarar görenin bilirkişi olarak atanması, bilirkişi ile mağdur veya sanık arasında sonradan kalkmış olsa bile evlilik veya vesayet bağı bulunması, sanık veya mağdurun nesepten veya sebepten usül veya füruu veya bunlarla evlat edinme bağı veyahut sanık ya da mağdurla aralarında üçüncü dereceye kadar nesepten veya kendisiyle sıhriyetten hasıl olan evlilik kalmasa bile ikinci dereceye kadar sebepten civar hısımlığı halleri ile bilirkişinin o davada C.Savcılığı, adli zabıta memurluğu yapması ya da mağdur veya sanığın müdafiiliğini yapması halinde bilirkişinin reddi mümkündür. Bilirkişinin yansızlığını şüpheye düşürecek hallerin varlığında da bilirkişinin reddi talep olunabilecektir. Bu istemi davayı görmekte olan mahkeme inceleyerek sonuca bağlayacaktır. Bilirkişiyi reddedenler, red nedenlerine ilişkin gerekçe ve kanıtlarını göstermek zorundadırlar. Red nedenlerini ispatlamak için yemin edilemez.
Bilirkişiyi red istemi bir süreye bağlı değildir. Her zaman, hatta bilirkişi raporunun sunulmasından sonra bile red isteminde bulunulması olanaklıdır. Bu durumda istem kabul edildiğinde, yeni bir rapor düzenlenmesi için bir başka bilirkişi atanabilecektir.
Bilirkişilikten çekinme ve bilirkişinin reddine ilişkin hükümler birçok ülke yasasında da mevcuttur. Örneğin Alman Usul Yasasına göre taraflarca ileri sürülen nedenler yargıç tarafından dikkate alınacak, incelenecektir. Yasaklama nedenleri yasada sayılmamış, yargıca bırakılmıştır. Red nedeni rapor verilinceye kadar ileri sürülebilecektir. Raporun verilmesinden sonra bilirkişinin reddi için, haklı bir nedenle red isteminde gecikilmiş olması gerekir. (ZPO S 406)

III)RESMİ BİLİRKİŞİLİK
Yasalarımızda resmi bilirkişilik kurumları kabul edilmiş ve bu kurumların nasıl ve ne şekilde çalışacakları, görevleri, düzenlenmiştir. Resmi bilirkişi bulunduğu takdirde, özel bilirkişiye başvurulamaz. CMUY.nın 66/3`üncü maddesinde, "belli hususlar hakkında rey ve mütalaalarını beyan ile kanun tarafından görevlendirilmiş resmi bilirkişi varsa, hususi sebepler olmadıkça başkası tayin edilemez" hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereğince resmi bilirkişinin mazeretinin olması veya işin gecikmesinde sakınca bulunması halinde bir başka bilirkişi kanalıyla inceleme yaptırılabilecektir. Devlet memurları, mensup oldukları dairenin çıkarlarına aykırı ve hizmetle bağdaşmayacak sonuç doğuracak olaylarda bilirkişilik yapamayacaklardır.
Belli hususlar hakkında görüş bildirmek için yasalarla görevlendirilen resmi bilirkişilerden bazıları şunlardır:
1- Adli Tıp Kurumu, Adli Tıp Şube Müdürlükleri, Adli Tabipler
Adli Tıp Kurumu 2659 sayılı Yasanın 1`inci maddesi gereğince adalet işlerine yardımcı olmak, bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı olarak kurulmuştur. Adalet Bakanlığı gerekli gördüğü yerlerde Adli Tıp Kurumuna bağlı olarak Adli Tıp İhtisas Daireleri veya Şubeleri kurabilir. Adli Tıp Kurumu, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda ve ayrıca suç aleti delillerle ilgili bilimsel ve teknik görüşlerini bildirecektir. Adli Tıp Kanununun 7`nci maddesinde düzenlenen ihtisas kurullarının görevleri aynı Yasanın 16`ncı maddesinde yer almaktadır. İhtisas kurulları bir başkan ve dört üyeyle toplanıp oyçokluğuyla karar verecek, oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu taraf oyçokluğunu sağlamış sayılacaktır. İncelenecek konunun uzmanı mutlaka görüşmelerde hazır bulunacaktır. İhtisas Dairelerinin kaç üye ile toplanacağı hususunda Yasada bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle bir başkan ve iki üye tarafından imzalanan ihtisas dairesi raporları geçerlidir. İhtisas Dairelerinin görevleri Yasanın 17 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Adli Tıp Kurulları ile İhtisas Daireleri tarafından verilen raporların kanaat verici olmaması, gerekçesiz bulunması, genel kurul kararlarıyla çelişkili olması, oybirliğiyle karara bağlanmamış bulunması hallerinde, bu durum açıklanarak Adli Tıp Yasasının 15`inci maddesi gereğince Adli Tıp Genel Kurulu`ndan görüş istenebilecektir. Adli Tıp Genel Kuruluna yazılacak yazıda, incelettirilmek istenen işe neden kanaat getirilmediği, genel kuruldan niçin görüş alınmak istendiği gerekçeleriyle gösterilmelidir. Konu genel kurulda görüşülerek kesin olarak karara bağlanacaktır.
Adli Tıp Kurumu beş ihtisas kurulu ile Morg, Gözlem, Kimyasal Tahliller, Biyoloji, Fizik İncelemeler ve Trafik Dairelerinden oluşmaktadır. Fizik İncelemeler İhtisas Dairesinde ise Grafoloji, Balistik, Klimatoloji, Işınlar, Adli Fotoğraf Şubeleri bulunmaktadır.
Adli tıp kurumunu oluşturan kurullar ise:
a)Adli Tıp Kurumu Başkanlığı,
b) Adli Tıp Başkanlar Kurulu,
c) Adli Tıp Genel Kurulu,
d) Adli Tıp İhtisas Kurulları,
e) Adli Tıp İhtisas Daireleri,
f) Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı,
g) Adli Tıp Şube Müdürlükleridir.
Kesin raporlar için önce Adli Tıp Şube Müdürlüğüne başvurulacak, geçici ve kesin rapor örnekleri eklenerek Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas Dairesinden görüş sorulacaktır.
2- Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuarları
Kriminal polis laboratuarlarında uyuşturucu, patlayıcı madde analizleri ile birlikte balistik, grafoloji ve sahtecilik konularında inceleme ve analiz yapılmakta, bu konularda görüş bildirilmektedir. Emniyet teşkilatının diğer birimleri ile adli, askeri savcılıklarla mahkemeler ve hazırlık soruşturmalarında Cumhuriyet Savcıları tarafından gönderilen suç kanıtlarını bilimsel ve teknik yöntemlerle inceleyip değerlendirmekte ve bu konuda rapor hazırlamaktadır.
Kriminal Polis Laboratuvarları, Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı olarak İçişleri Bakanlığı`nın onayı ile İstanbul, İzmir, Adana, Samsun, Ankara, Diyarbakır ve Erzurum`da kurulmuştur. Bu laboratuvarlarda Balistik, Grafoloji ve Sahtecilik, Kimya, Patlayıcı Madde, Fiziki İncelemeler, Teknik Fotoğraf bölümleri bulunmaktadır.
3- Devlet Hastaneleri Sağlık Kurulları
Tam teşekküllü Devlet Hastanelerinin sağlık kurullarından yaş, akli durum, işten kalma süresi, hayati tehlike geçirilip geçirilmediği, fiile karşı koyma gücü olup olmadığı konularında mütalaa alınabilir.
4- Refik Saydam Umumi Hıfzıssıhha Laboratuvarı,
Çoğunlukla gıda maddelerinin sağlığa zararlı olup olmadığı, saflığının bozulup bozulmadığı veya taklit edilip edilmediği konularında görüş bildirmektedir.
5- Tıp Fakülteleri Adli Tıp Anabilim Dalları
Adli tıp konularında görüş alınması mümkündür.
6- Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesi Sağlık Kurulu
Sanık veya mağdurun akıl hastası olup olmadığı, bu hastalığın hekim olmayanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı, sanığın TCY.`nın 46 ve 47`nci maddelerinden yararlanıp yararlanamayacağı konularında rapor vermekle görevlidir.
7- Hükümet Tabipleri
Adli olaylarda sanık ve mağdurun muayenelerini yaparak geçici veya kesin rapor düzenlemekle görevlidirler.
8- Hükümet Tabibi olmayan yerlerde sağlık ocağı tabipleri
Adli olaylarda hükümet tabibi görevini yürüteceklerdir.
9- Resmi tabip olmayan yerlerde özel hekimler
Adli olaylarda ilk muayeneyi yaparak, rapor düzenleyeceklerdir. Bu raporların sağlık müdürlüğünce onaylanması gerekmektedir.
10- Yüksek Sağlık Şurası
Doktorların görevlerini yaparken işledikleri suçlarda, ihmallerinin olup olmadığı, teşhis ve tedavide hatalı davranıp davranmadıkları, mevcut sakatlık veya ölümde kusurlarının olup olmadığı hususlarında görüş bildirmek üzere kurulmuş bir kurumdur.
11- Teknik Üniversitelerin İnşaat, Elektrik, Elektronik, Kimya, Metalurji, Uçak ve Uzay Bilimleri Fakülteleri,
Alanları ile ilgili hususlarda görüş bildirmekle yükümlüdürler. Uygulamada çoğunlukla, bu fakültelerden seçilen bilirkişilerden inceleme yaparak rapor düzenlemeleri istenmektedir.
12- MTA Enstitüsü
MTA Enstitüsü laboratuvarlarında kıymetli taş ve madenlerle ilgili kaçakçılık olaylarında, söz konusu eşyanın kimyasal analizleri yapılmakta, cinsi, vasfı tayin olunmaktadır.
13- Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu
1117 sayılı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanununun 2`nci maddesi uyarınca resmi bilirkişilik yapmak üzere kurulmuş bir kuruldur. Basılmış eserlerin küçükler için muzır olup olmadığı hususunda inceleme yapacaktır.
14- Jandarma Genel Komutanlığı Kiriminal Laboratuarları:
2803 sayılı Yasanın 5 ve 24`üncü maddelerine göre hazırlanan "Jandarma Genel Komutanlığı Kiriminal Daire Başkanlığı ve Bölge Kiriminal Laboratuar Şube Müdürlükleri Görev ve Yetkileri Yönetmeliğine" göre çalışmakta ve görev yapmaktadırlar. Adli ve idari soruşturmalar sırasında elde edilen maddi delilleri bilimsel usullerle incelemek ve değerlendirmesini yapmak, arşiv kayıtlarını tutmak, suç ve suçluların tespitinde güvenlik kuvvetlerine ve adli mercilere yardımcı olmak ve kiriminal araştırma alanında hizmet yürütmek amacıyla kurulmuştur. Bölge laboratuarları; parmak izi, balistik, grafoloji ve sahtecilik, patlayıcı maddeler, kimya, biyoloji, teknik fotoğrafçılık, film ve ses analizi, idari kısım ve görevin özelliğine bağlı olarak kurulacak diğer birimlerin tamamı veya birkaçından oluşmaktadır.
Jandarma Genel Komutanlığı Kiriminal Daire Başkanlığı bünyesindeki Balistik Şube Müdürlüğü`nde Balistik Arşiv Sistemi kurulmuş ve 1993 Yılı Ocak ayından itibaren meydana gelen faili meçhul silahlı olaylara ilişkin ve halen adli emanetlerde bulunan kovanlarla, fişeklere ait mermi çekirdeklerinin, 1993 Yılı Nisan ayından itibaren ülke genelinde ele geçirilerek incelenen ve faili meçhul arşiv araştırması için gönderilen silahlarla irtibatının araştırılması ve balistik bilgisayar arşiv sisteminde resimli görüntülerinin saklanması amacıyla Balistik Şube Müdürlüğüne gönderilmesi Kriminal Daire Başkanlığının 6.12.1996 gün 26 sayılı yazıları ile ilgili makamlara bildirilmiştir.
15- Belediye laboratuarları
İhtisas ve yetkisi dahilindeki fenni ve sıhhi meseleler hakkında incelemede bulunmak, gerekli muayene ve analizi yapmakla görevlidir.
16- T. C. Merkez Bankası.
Kâğıt paralarla yabancı paraların sahte olup olmadığı hususunda inceleme yapmakla görevlidir.
17- Darphane.
Madeni paralarla damgalar üzerinde inceleme yapacak olan resmi bilirkişi kurumudur.
Resmi bilirkişilik kurumu birçok ülkede de kabul edilmiştir. Almanya`da resmi bilirkişi olarak belirlenen kişi ve kuruluşlar, Federal veya Eyalet yasalarında yer almaktadırlar. Örneğin Mali Denetçiler Yasası gereği mali denetçiler ve muhasebeciler, motorlu araçlarla ilgili düzenleme gereği trafik bilirkişileri, Zanatkârlar Birliği`nce belirlenen bilirkişiler, Sağlık Bakanlığına bağlı resmi hekimler, resmi kadastro mühendisleri, Federal Patent Dairesi, Noter Odaları, Sanayi ve Ticaret Odaları, Zanaatkârlar Odaları, Baro Yönetim Kurulları, Arazi Komisyonları resmi bilirkişilerdir.
Billirkişilik yapmak üzere belirlenmiş ve atanmış resmi nitelikli şahıs veya kurumların mecut olması halinde, bilirkişinin bunlar arasından seçilme zorunluluğu yoksa da, yargıcın bir başka kişiyi bilirkişi olarak ataması için niçin resmi bilirkişileri tayin etmediğini açıklaması, bu konuda gerekçe göstermesi zorunludur.
Fransa`da kural olarak bilirkişi, yargıç tarafından serbestçe seçilebilir. Bilirkişinin bir birliğe, odaya, meslek kuruluşuna üye olma zorunluluğu yoktur. Ancak 1971 yılında yürülüğe giren yasa ile, Temyiz ve İstinaf Mahkemelerine, yargı organlarında bilirkişilik yapabilecek kişilerin listesini her yıl yayınlama görevi verilmiştir. Ancak yargıç, bu listede ismi bulunanlar arasından bilirkişi seçebileceği gibi, uyuşmazlık konusunda uzmanlığı olan ve özel bir bilgiye sahip bulunan fakat listede adı olmayanları da bilirkişi olarak seçebilecektir.
Amerikan Hukuk Sisteminde "bilirkişi tanık" sistemi olup, belli bir konuda eğitim görmüş, özel bilgisi bulunan, beceri ve deneyimleri ile olayı çözebilecek kişiler duruşmada dinlenerek bilgi vermektedirler. Bilirkişi tanık, kendisini dinleten ve duruşmaya getiren tarafla yakın ilişkide bulunduğu, ücreti getiren tarafca karşılandığı için, aralarında anlaşıp sorulacak soruları birlikte saptamaları mümkündür. Ancak karşı tarafın çapraz sorgulama yöntemi ile bilirkişiye çeşitli sorular sorup bu anlaşmayı bozma olanağı mevcuttur.
Bir diğer yöntem ise, mahkemece atanan bilirkişilerin duruşmada dinlenmesidir. Taraflardan birinin istemiyle veya mahkemece doğrudan doğruya birden fazla bilirkişinin atanması mümkündür. Mahkemece atanan bilirkişininde o konunun uzmanı olması yanında, bilirkişilik yapmaya rıza göstermesi gerekmektedir. Yapacağı incelemenin konusu ve kendisinden istenen bilgiler, sorulacak sorular yazılı olarak bildirilecektir. Duruşmaya gelen bilirkişi, taraf vekillerinin çapraz sorgulamasına tabidir. Her iki sistemde de bilirkişinin açıklamaları mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmayıp danışma niteliğindedir. Bilirkişi mahkemeye yardımcı olmak amacıyla görevlendirilmiştir.
Görüldüğü üzere Türk Yargılama Hukukundaki bilirkişi kurumu ile Amerikan Yargılama Hukukundaki bilirkişi kurumu arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Ancak birçok ülkedeki bilirkişilik sistemi birbirine benzemekte ve bilirkişinin tayini konusunda yargıca geniş yetki verilmektedir. Olması gereken de budur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ictihatdilekce.yetkinforum.com
 
Bilirkişinin Nitelikleri, Reddi ve Resmi Bilirkişilik
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» gülçinin .........
» modatör resmi ekleme
» Sohbet Kutusuna Arkaplan Resmi Eklemek
» Arama Resmi
» Duyuru resmi hakkında

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İÇTİHAT - DİLEKÇE :: MAKALELER-
Buraya geçin: