İÇTİHAT - DİLEKÇE

FORUMUMUZDA İÇTİHAT ÖRNEKLERİ İLE DİLEKÇE ÖRNEKLERİNE ULAŞABİLİRSİNİZ...
 
AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En iyi yollayıcılar
Avukat (160)
 

Paylaş | 
 

 ELEKTRİK ABONELİĞİ - ABONMAN SÖZLEŞMESİ - KAÇAK ELEKTRİK BORCU - GECİKME ZAMMI-GECİKME FAİZİ - KDV

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Avukat
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 160
Rep Gücü : 504
Kayıt tarihi : 28/12/09
Yaş : 38
Nerden : Samsun

MesajKonu: ELEKTRİK ABONELİĞİ - ABONMAN SÖZLEŞMESİ - KAÇAK ELEKTRİK BORCU - GECİKME ZAMMI-GECİKME FAİZİ - KDV   Salı Mart 23, 2010 2:46 pm

ELEKTRİK ABONELİĞİ
ABONMAN SÖZLEŞMESİ
ABONENİN ELEKTRİK BORCU
KAÇAK ELEKTRİK BORCU
GECİKME ZAMMI-GECİKME FAİZİ
KDV

1-Elektrik Aboneliği-Abonman Sözleşmesi-Abonenin Elektrik Borcu:

Abonelik sözleşmeleri, diğer bir ifadeyle iltihaki sözleşmeler, bir kamu hizmetinin yerine getirilmesi hukuken veya fiili olarak inhisari (tekel) durumunda olan ve genellikle bir kamu kurumu ya da kuruluşu karşısında tüketicilerin bağlanmak zorunda kaldığı standart hükümleri içeren sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerden biri de elektrik aboneliği sözleşmeleridir. Bu sözleşmelerde, taraflardan biri idare(-ki bu günümüzde özel hukuk hükümlerine tabi olarak faaliyette bulunan kamu iktisadi kurumu niteliğindeki tüzel kişiliği haiz dağıtım şirketleridir; diğeri ise, tekel durumunda sunulan hizmetten ancak önceden hazırlanmış sözleşme koşullarını kabul etmek suretiyle yararlanabilen tüketicilerdir.

Burada idare, henüz sözleşme ilişkisine girişilmeden daha önce hazırlamış ve umuma sunmuş olduğu icap şeklindeki sözleşme koşulları ile ortaya çıkmaktadır. Sözleşme ilişkisine girişilmeden önceden hazırlanmış olan sözleşme koşullarını diğer tarafın tartışması mümkün değildir. İdare, tekel durumunda bulunduğundan, karşı tarafın sözleşme koşullarına bırakın başka koşulları ileri sürmesi, bu koşullarda değişiklik yapma olanağı dahi bulunmamaktadır. Bu bakımdan idare, sözleşmenin tamamen güçlü tarafıdır.Bu nedenle, doktrinde ve yargı kararlarında, bu tür sözleşmelerde sözleşme özgürlüğünün bulunmadığı, sözleşme özgürlüğünün ayrıcalık halini aldığı ifade edilmektedir . Ancak, hemen belirtelim ki, idare de, söz konusu koşulları kabule hazır kişilerle sözleşme yapmak ve bu çerçevede hizmet sunmak zorundadır. Tekel durumunda bulunan dağıtım şirketleri haklı bir neden olmadıkça sözleşme yapmaktan kaçınamaz . İdarenin sözleşme yapma yükümlülüğünün bulunduğu bu gibi hallerde sözleşmeyi yapmaktan kaçınması, hukuka aykırı bir davranış olur.

Borçlar Hukukunda sözleşme özgürlüğü, sözleşmenin taraflarını serbestçe belirlemeyi de içermekle birlikte, bu özgürlüğün elektrik aboneliği sözleşmelerinde de uygulanması düşünülebilir(BK.m.19). Ancak, hizmetin tek elden dağıtım müesseselerince sunulması karşısında, bu durumun düşünceden öteye geçmemesi gerekir. Dolayısıyla, dağıtım şirketlerinin tekelinde sunulan hizmeti talep eden kişiler ile idarenin sözleşme yapma yükümlülüğü bulunduğundan, bu durum sözleşme yapma özgürlüğünün istisnasını oluşturur diyebiliriz .

Bu bağlamda idare, sözleşmeyi yapmak için de, alacaklı olmadığı kişilere, yükümlülük getirecek şekilde eski aboneye ait borçları, yeni abonelik talep edenden veya yeni aboneden de isteyemez.

Kural olarak abonelik sözleşmesi kimin adına ise elektrik tüketim bedellerinden o şahıs sorumludur. Yeni abonelik talep edenden eski abonenin borçları talep edilemez. Yeni abonelik talep eden veya yeni abonenin elektriğinin kesilmemesi ve kendisinin abone olabilmesi için yapmış olduğu işlemler borcu üstlendiği anlamına gelmeyecektir.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da ;

“…Taraflar arasındaki “Menfi Tespit ve İsdirdat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 02.07.2003 gün ve 2002/79 E, 2003/259 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 03.05.2004 gün ve 2003/8164 E, 2004/4991 K. sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, müvekkilinin elektrik aboneliği için davalı kuruma başvurduğunda eski abonenin borcu olduğunu, bu borç kapatılmadan yeni aboneliğin verilmeyeceğinin bildirilmesi üzerine, eski abonenin elektrik borcu için 1.164.000.000.-TL peşin olmak üzere 12 adet toplam 11.970.000.000.-TL bedelli bono verdiğini, eski abonenin borcundan sorumlu tutulamayacağını bildirerek ödenen 1.164.000.000.-TL’nin istirdadına, bonolardan dolayı da borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada, davacı vekili, müvekkilinin eski abonenin 1.000.000.000.-TL olan elektrik borcundan sorumlu olmadığını belirterek davalı kurumun elektrik verilmemesine ilişkin kararın kaldırılmasını ve borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının eski abonenin borçlarını ödemeyi taahhüt ettiğini, zira eski abonenin işyerini davacının devraldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının elektrik borcuna konu işyerini 01.09.2000 tarihinden geçerli kira sözleşmesiyle devraldığı, BK’nun 179. maddesi uyarınca devralınan şirketin borçlarından da sorumlu olacağı, kaldı ki davacının devirden önce tüm elektrik aboneliğinden kaynaklanan borçlarını üstlenip, bu borçları ödemeyi taahhüt ettiği halde, davacının ödemeye yanaşmadığı gerekçesiyle davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içerisinde mevcut kira sözleşmesinde Y. Televizyonu ve Gazetesi adına işyerini E. Holding A.Ş’ den 01.06.2002 tarihinden itibaren 15 yıl süreyle kiralanmış olduğu açıktır. Anılan kira sözleşmesinden BK’nun 179. maddesi uyarınca işletmenin devrinin söz konusu olduğu sonucuna varılamaz. Kural olarak elektrik borcu abone sözleşmesi kimin adına ise tüketim bedelini onun ödemesi gerektiği şeklindedir.
Davacıdan önceki abonenin elektrik borcunun istenmesi doğru değildir. Davacının elektriğin kesilmemesi ve kendisinin abone olabilmesi için yapmış olduğu işlemler onun borcu üstlendiğini göstermez.
Mahkemece açıklanan bu yönler üzerinde yeterince durulmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır…” şeklindeki oybirliği ile vermiş olduğu yerinde kararı ile bu konuya son noktayı koymuştur. Ancak, hemen belirtelim ki, borçlu abonenin tamamen borçtan kurtulmak amacı ile ticarethanesini (işyerini-fabrikasını) devretmesi (satışı) üzerine dağıtım şirketi, devralan kişinin abone sözleşmesi yapılması yönündeki talebini, yapılan satış işleminin muvazaalı olduğunu ileri sürerek reddedebilir. Zira, bu halde borçlu eski abone ile abonelik talebinde bulunan ticarethaneyi devralan kişi arasında alacaklıyı zarara uğratmak kastıyla aboneyi tamamen borçtan kurtulmak amacıyla muvazaalı bir işlem yapılmaktadır .

Türk Ticaret Kanununa göre, tacir konumunda bulunan dağıtım şirketini ilgilendiren fiil ve işler ticari işlerdir. 3095 sayılı Kanuna göre, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi, T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi (veya avans faizi) oranına göre istenebilir.

2-Kaçak Elektrik Borcu:

Dağıtım şirketinin haberi olmadan; elektrik şebekesi ve abone hatları, bunların uzantısı, ana kolon ve bu hatlar üzerindeki; ölçme sistemi, sayaç, röle, ölçme devreleri, akım ve gerilim trafoları, kofre, devre kesici ve kare buatta eksik tüketim sağlayacak her türlü değişiklik yapmak, yerlerini değiştirmek, bu tesislere, dağıtım şirketinin yazılı izni olmaksızın bağlantı yapmak veya yaptırmak; sözleşme imzalanmasından sonra teşekkül veya şirketçe yapılması gereken bağlantı işlemini beklemeksizin bağlantı yapmak veya yaptırmak; abone olduktan sonra; mühürlü sayaç devresine müdahale ederek ölçü sisteminin ayarını bozmak veya değişiklik yapmak, köprülemeyi kaldırmak (kanca düşürmek ), diskin dönmesine engel olmak, sayacı ters bağlayıp endeks silmek, endeksin okuduğu sayaç kapağındaki (ölçüye esas) mühür ile ölçü devrelerine ait bölümlerin mühürlerini sökmek kaçak elektrik kullanımı olarak kabul edilmektedir.

Kaçak elektrik kullanan tespit edildiğinde dağıtım şirketinin görevli elemanlarınca kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenir, düzenlenen tutanağa bağlı olarak Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 15. maddesine göre kaçak tahakkuku yapılarak ilgilisine tebliğ edilir. İlk defa kaçak kullananlara kendi tarifesinin 1,5 katı uygulanır. İkinci defa kaçak kullananlara kendi tarifesinin 2 katı uygulanır .

Söz konusu Yönetmelik hükümlerine göre tespit edilen bedel kaçak elektrik borcu olarak adlandırılmaktadır .

“…Davacı kurum sözleşme yapmak ve böylece karşı edim borçlanmak şartıyla kamuya hizmet sunmuş bulunmaktadır. Davalı taraf sözü edilen hizmetten sözleşme vasıtasıyla yararlanacağı yerde böyle bir sözleşme yapmaksızın (ve belki de bunu istemeksizin) karşılıksız ve kaçak olarak elektrik enerjisinden" yararlanmış bulunmaktadır. O halde, taraflar arasında dürüstlük ilkesine uygun olarak (sözleşme benzeri) bir borç ilişkisinin kurulduğu kabul edilmeli ve davacı idarenin bu gibi durumlara ilişkin olarak belirlediği kurallara uygun bedelin davalı tarafından ödenmesi gerekir. Bu sonuç için sunulan edimden davalının sadece yararlanmış olması gerekli ve yeterli görülmelidir.Öte yandan davacı idarenin sunduğu elektrik hizmetinden yararlanan kişi (davalı); nedensiz zenginleşme, haksız eylem veya vekaletsiz iş görme koşullarının gerçekleştiğini ispat zorunda kalmaksızın, idarenin (yönetmelik veya tarife) hükümlerine uygun olarak istediği bedeli ödemek zorundadır. O kadar ki; borçlunun (davalının), zenginleşmesinin istenilen bedelden daha az olması veya alacaklının (davacının) savunulduğu kadar fakirleşmemiş bulunması istenilen bedelin miktarını etkilemeyecektir. O halde, Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği ve Enerji uygulama Talimatları dikkate alınarak yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenecek bedele hükmedilecek yerde yazılı sonuca gidilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir…” ;

“…Kaçak elektrik kullanımında, kaçak olarak elektrik kullanan taraf sözü edilen hizmetten sözleşme vasıtasıyla yararlanacağı yerde böyle bir sözleşme yapmaksızın (ve belki de bunu istemeksizin) karşılıksız ve kaçak olarak elektrik enerjisinden yararlanmış bulunmaktadır. O halde taraflar arasında dürüstlük ilkesine uygun olarak (sözleşme benzen) bir borç ilişkisinin kurulduğu kabul edilmeli ve davacı idarenin bu gibi durumlara ilişkin olarak belirlediği kurallara uygun bedelin davalı tarafından ödenmesi gerekir. Bu sonuç için sunulan edimden davalının sadece yararlanmış olması gerekli ve yeterli görülmelidir…

…Öte yandan davacı idarenin sunduğu elektrik hizmetinden yararlanan kişi (davalı), nedensiz zenginleşme, haksız eylem veya vekaletsiz işgörme koşullarının gerçekleştiği ispat zorunda kalmaksızın, idarenin (yönetmelik veya tarife) hükümlerine uygun olarak istediği bedeli ödemek zorundadır. O kadar ki; borçlunun (davalının zenginleşmesinin istenilen bedelden daha az olması veya alacaklının (davacının) savunulduğu kadar fakirleşmemiş bulunması istenilen bedelin miktarını etkilemeyecektir.

O halde Elektrik Tarifesi Yönetmeliği ve Enerji uygulama talimatları dikkate alınarak yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenecek bedele hükmedilecek yerde yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir...)…” .

Uygulamada, kaçak elektrik kullanımı haksız fiil olarak addedilmekte ve buna göre hukuki sonuç bağlanmaktadır. Oysa, Yüksek Mahkemenin yukarıda verdiğimiz Hukuk Genel Kurulu Kararları’ndan da açıkça görüldüğü üzere, kaçak elektrik kullanımı halinde kaçak olarak elektrik kullanan kişi ile idare arasında zımni bir sözleşme veya en azından sözleşme benzeri bir hukuksal ilişki kurulmakta; böylece kaçak olarak elektrik kullanan kişi idarenin sözleşme koşullarını kabul etmiş bulunmaktadır.

“…Davacı B…Elektrik Dağıtım A. Ş. Tacir olup, TTK.’nun 3 üncü maddesi uyarınca bu müesseseyi ilgilendiren fiil ve işlerin ticari sayılmasına kaldı ki davalının da tacir olmasına ve ayrıca 3095 sayılı Yasanın 2 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında “arada sözleşme olmasa bile, ticari işlerde temerrüt faizi, T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faiz oranına göre istenebileceği” belirtilmiş olmasına göre, 4489 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler de dikkate alınarak, olayda istem gibi, icra takip tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar reeskont, bu tarihten itibaren avans oranında temerrüt faizi tatbikine olanak sağlayacak şekilde takibin devamına karar verilmesi gerekirken, istemin haksız fiilden (kaçak elektrik kullanmak fiilinden) kaynaklandığı gerekçesiyle yasal oranda temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir .

Kaçak elektrik kullanımının haksız fiil olarak nitelendirilmesinin hukuki bir sonucu olarak icra inkar tazminatına sebebiyet vermemesidir. Uygulamada bu konuda Yüksek Mahkemenin çelişkili kararları bulunmaktadır.

“…İcra takibine konu edilen borç haksız eylemden kaynaklanmış olup miktarı belirgin (likid) değildir. Borcun miktarı konusunda taraflar arasındaki uyuşmazlık ancak yargılama sonucu belirlenebilir nitelikte olduğundan İİK.’nun 67. maddesinde öngörülen inkar tazminatına hükmedilemez…” .

Hemen belirtelim ki, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yukarıda belirttiğimiz kaçak elektrik kullanımı ile ilgili hukuki nitelendirmesi icra inkar tazminatı yönündeki değerlendirme ile çelişki meydana getirdiğinden aynı görüşü paylaşmak hukuk tekniğine aykırı düşecektir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerekir. Bu bağlamda, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olmalıdır. Kaçak elektrik bedeli Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği gereğince hesap edilebilir nitelikte olduğundan, alacağın likit bulunduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmelidir .

Yargıtay, elektrik aboneliği ile kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu görüşündedir. Elektrik borcunu ödemeyen ve yapılan kontrol sırasında kaçak olarak elektrik kullandığı tespit edilen abone hakkında dağıtım şirketinin başlattığı icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının tüketici mahkemelerinde görülmesi gerekmektedir. 4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde, “Bu Kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar.” Hükmüne yer verilmiş;Yasanın 3. maddesinde, mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.

Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kabul edilebilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal veya hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin varlığı gerekir. Satıcı (dağıtım şirketi) davacı ile karşı taraf davalıya (tüketici) elektrik hizmeti sattığı, dolayısıyla, taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığı gerekçesiyle Yüksek Mahkeme, davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olduğuna karar vermiştir .

Öte yandan, Yargıtay, elektrik kullanımını sağlayan dağıtım şirketi ile kullanımdan yararlanan şirketin tacir olduğu, kullanım sözleşmesinden doğan davanın ticari işletmeyle ilgili olduğu, bu durumda tacirler arasındaki ihtilafların çözümünde 4077 sayılı Yasanın uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın hallinin genel mahkemelerde çözümlenmesi gerektiği görüşündedir .
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ictihatdilekce.yetkinforum.com
Avukat
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 160
Rep Gücü : 504
Kayıt tarihi : 28/12/09
Yaş : 38
Nerden : Samsun

MesajKonu: Devamı...   Salı Mart 23, 2010 2:46 pm

3-Gecikme Zammı-Gecikme Faizi-KDV:

08.06.1984 günlü ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye ekli listeye göre Türkiye Elektrik Kurumu (TEK), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilgili bir Kamu İktisadi Kuruluşudur. Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 35. maddesinde; teşebbüs, müessese ve bağlı ortaklıkların, işletmelerinde üretilen mal ve hizmetlerin fiyatlarını serbestçe tesbit edebilecekleri hükme bağlanmıştır.

19.02.1985 günlü ve 3154 sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 10. maddesinin (e) bendinde, enerji fiyatlandırma esaslarını tesbit etmek ve uygulanmasını denetlemek görevi Enerji Dairesi Başkanlığı'na verilmiştir.

12.08.1993 günlü ve 505 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile, yukarıda anılan 10. maddenin (e) bendi (Enerji fiyatlandırma esaslarını tesbit etmek, kamu yararı ve piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak tüketicilere yapılan her türlü enerji satışında taban ve tavan fiyatlarını belirlemek ve uygulanmasını denetlemek) şeklinde değiştirilmiştir.

Bakanlar Kurulu'nun 12.08.1993 günlü ve 1993/4789 sayılı kararı ile, Türkiye Elektrik Kurumu'nun, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesine dayanılarak; Türkiye Elektrik Üretim, İletim Anonim Şirketi ve Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi ünvanı ile iki ayrı iktisadi devlet teşekkülü şeklinde teşkilatlanmasına, bunların statülerinin yürürlüğe girmesine, aktif ve pasiflerin devrine kadar TEK'in görev ve yetkilerinin devam etmesine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan düzenlemeye göre; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca hazırlanacak yönetmelikte enerji satış fiyatlarının tesbiti esasları belirlenecek ve TEK Yönetim kurulu tarafından, bu esaslar dairesinde elektrik satış fiyatları tesbit edilecektir.

3 Ekim 1990 günlü ve 20654 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca hazırlanan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliğinde, hazırlanarak elektrik satış tarifelerinin esasları tesbit edilmiştir. Bu Yönetmeliğinin 7/A maddesinde, elektrik satış tarifelerinin TEK Yönetim Kurulunca hazırlanarak uygulamaya konulacağı ve yönetim kurulu kararının bir kopyasının bilgi için Bakanlığa gönderileceği hükme bağlanmış; aynı yönetmeliğin 73 ve 89. maddelerinde; faturaların aylık olarak düzenleneceği, teslim tarihinden itibaren üzerinde yazılı tarihe kadar ödenmeyen fatura bedelinin kanuni faiz ve masraflarla birlikte tahsil olunacağı; 94. maddesinde de bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile, daha önce yürürlükte bulunan yönetmeliğe göre TEK veya şirket ile sözleşme yapmış olan abonelerin, sözleşmelerindeki bu yönetmelik hükümlerine aykırı tüm hükümlerin yürürlükten kalkacağı açıklanmıştır. Bu yönetmelik 3 Ekim 1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

TEK Yönetim Kurulunun konu ile ilgili 17.06.1988 günlü ve 1004 sayılı Genelgesi ve dayanağı olan 11.05.1988 günlü ve 16-336 sayılı TEK Yönetim Kurulu Kararı ile 10.12.1987 tarihinden beri uygulanan Elektrik Enerjisi Satış Tarifesinin 12. maddesi aynen şöyledir:

"Madde 12 "- Faturaların Ödenmesi

Tarımsal sulama ve meskenler dahil tüm faturalar aylık olarak düzenlenir. Faturaların teslim tarihinden itibaren 15 gün içinde olmak üzere, üzerinde yazılı tarihe kadar ödenmesi şarttır. Faturalarını tamamen ödemedikleri takdirde fatura bedelinin ödenmemiş kısmı üzerinden ilk ayı İçin % 10, takip eden 5 ay (İkinci, Üçüncü, Dördüncü, Beşinci ve Altıncı aylar) için aylık % 7 ve sonraki aylar için aylık % 5 ilaveten (gecikme zammı) alınacaktır. Gecikme zammı hesabında, izleyen ayın aynı tarihli gününe kadar geçen süre bir ay kabul edilir. Gecikme bir gün dahi olsa, gecikme zammı hesabında bir ay olarak dikkate alınır. Gecikme zammının hesabında fatura bedelinin faturada belirtilen bankaya veya ilgili TEK veznesine yatırıldığı tarih esas alınır" denilmiş.

Yönetim Kurulunun 15.12.1992 günlü ve 40/744 sayılı kararı ile 01.01.1993 tarihinden geçerli olmak üzere gecikme zammı oranı aylık % 7'den % 10'a çıkarılmıştır. Tarifede, gecikme zammı dışında ayrıca temerrüt faizi de alınıp alınmayacağına dair herhangi bir hüküm yer almamıştır.

Ancak, TEK Genel Müdürlüğü'nün 17.06.1988 günlü ve 1004 sayılı Genelgesi’nde sözü edilen 11.05.1988 günlü ve 16-336 sayılı Yönetim Kurulu kararında; borcunu süresinde ödemeyen müşterilere temerrüt faizi uygulanmaması, sadece gecikme zammı tatbik edilmesi, borcunu süresinde ödemeyen müşterilerden alacağın tahsili için yasal yola başvurulduğunda; başvurma tarihine kadar gecikme zammı uygulanması ve yasal yollara başvurulurken elektrik borcu ile gecikme zammı toplamı üzerinden temerrüt faizi talep edilmesi; eldeki işlerde de bu şekilde işlem yapılması kabul edilmiştir.

Bu karar, tarifeler yapmaya ve tarifelerde değişiklik yapmaya yetkili Yönetim Kurulu tarafından alınmış olduğu için, yargısal uygulamalarda dikkate alınması ve değerlendirilmesi gerekir. Ne var ki gerek mahkeme kararlarında, gerekse Yargıtay kararlarında bu yönetim kurulu kararı incelenmemiş ve değerlendirilmemiştir.

1988 yılından beri mevcut olduğu halde, yargısal uygulamaya yansımayan bu Karar karşısında "Elektrik tüketim bedellerinin süresinde ödenmemesi nedeniyle tahakkuk ettirilen gecikme zammı ile birlikte temerrüt faizi de istenip istenemeyeceği" konusu önem taşımaktadır.

Elektrik tüketim bedellerinin süresinde ödenmemesi nedeniyle tahakkuk ettirilen gecikme zammı ile birlikte, temerrüt faizinin de istenip istenemeyeceği konusunda, Yargıtay 11, 12, 13. Hukuk Daireleri kararları arasında, içtihat ayrılığı bulunmakla birlikte devam etmektedir. Şöyle ki;

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, gecikme zammının hukuki yönden özel bir temerrüt faizi olduğu, bir nevi faiz olduğu, borç ödeninceye kadar asıl alacağa gecikme zammı uygulanabileceği, asıl alacak için hem gecikme zammının hem de temerrüt faizinin birlikte istenemeyeceği ;

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, gecikme zammı ile gecikme faizinin ayrı ve farklı mevhumlar olduğu ;

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, gecikme zammı Borçlar Kanununun 158/11. maddesindeki ifaya eklenen cezai şart niteliğinde olup, alacaklının hem borcun hem cezanın ödenmesini talep edebileceği, faiz ise kısaca paranın kirası olduğu, bu bakımdan hem cezanın hem de faizin talep edilmekte haklı olunduğu, alacaklının icraya veya mahkemeye başvurması halinde asıl alacak gecikme zammı toplamı üzerinden faiz isteyebileceği ;

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, gecikme zammının faiz olmayıp bir tür gecikme tazminatı olduğu, bu nedenle faize faiz yürütülemeyeceği kuralının gecikme tazminatı için uygulanmayacağı ;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise, elektrik borcuna ilişkin asıl borcu gösteren fatura bedellerine aynı dönem için sadece gecikme zammı, borçlunun temerrüde düşmesi halinde ise asıl alacak ve gecikme zammından oluşan toplam alacağa salt temerrüt faizi uygulanması gerekeceği, gecikme zammı faiz niteliğinde bulunmadığından takip tarihine kadar tahakkuk etmiş gecikme zammına da faiz uygulanması gerektiği görüşündedir .

TEK Yönetim Kurulu’nun 11.05.1988 tarih, 16-336 sayılı Kararı’nın 2. maddesinde borcunu süresinde ödemeyen müşterilerden alacağımızın tahsili için yasal yola başvurduğumuzda, başvurma tarihine kadar gecikme zammı uygulanması ve yasal yollara başvurulurken elektrik borcu ile gecikme zammı toplamı üzerinden temerrüt faizi talep edilmesi gerektiği şeklindedir.

Alacağın yasal ve hukuksal dayanağı, TEK (günümüzde TEDAŞ) tarafından çıkarılan ve çeşitli değişikliklere tabi tutulan Yönetmelik hükümleridir. 17.06.1960 tarihli Elektrik Tarifeleri Talimatnamesi 30.09.1990 tarihli Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmış; söz konusu Yönetmelik ise, 09.11.1995 tarihli Yönetmelik ile sona erdirilmiş; bu son Yönetmelik ise muhtelif maddeleri itibariyle 14.08.1996, 25.12.1997, 13.07.1999, 28.02.2003, 10.06.2003, 03.07.2003, 31.12.2003 ve 06.01.2005 tarihlerinde değişikliklere tabi tutulmuştur .

Yönetmelikler incelendiğinde, gecikme zammı ve gecikme faizi tabirlerinin sonradan Yönetmeliklere ilave edilerek faturaların düzenlendiği görülmektedir. 09.11.1995 tarihli Yönetmeliğin 57. maddesinin 3. fıkrasında “enerji tüketimi bedelleri faturada belirlenen son ödeme tarihine kadar ödenmediği takdirde ödenmeyen tüketim bedeline uygulanacak gecikme faizi oranı 6183 sayılı Kanun’da gecikme için öngörülen oranlar esas alınarak hesaplanır. “ şeklinde olup, Yönetmeliğin son değişik hali olan ve zamanında ödenmeyen borçlar başlıklı 24. maddesinde, zamanında ödenmeyen borçların tahsiline ilişkin hususların; perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında düzenleneceği, müşterinin perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapmaması halinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından elektriği kesilebileceği ve perakende satış sözleşmesinde belirlenen gecikme faizinin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammını aşamayacağı belirtilmekle; gecikme cezası tabiri gecikme faizi olarak değiştirildiğine göre artık gecikme zammının, gecikme faizi olarak nitelendirilmesi gerekir. Bu itibarla, gecikme zammının faiz olmadığı, bir tür gecikme tazminatı olup medeni ceza niteliğinde olduğu ; faize faiz yürütülemeyeceği kuralının gecikme tazminatı için uygulanmayacağı , yönündeki Yüksek Mahkeme Kararları isabetli olmaktan çıkmıştır.

Öte yandan, temerrüt (gecikme) faizinin, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetinde varlığını sürdüren, alacaklının zararın varlığını ve miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın borçlunun ödediği ve miktarı yasalarla belirlenmiş asgari, maktu bir tazminat olduğu kabul edildiğinden; bu tanımlamanın aynı zamanda gecikme zammını da içerdiği açıktır .

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun matraha dahil diğer unsurları belirleyen 24/c maddesindeki faizin, ancak matraha dahil olan alacaklara yürütülmesi gereken faiz olduğu, bu verginin matrahına dahil olan kalemler arasında haksız eylem tazminat alacaklarının da bulunduğu yönünde bir hüküm olmadığı gibi, aynı Kanunun verginin konusunu belirleyen 1. ve onu izleyen maddelerinde de bu tür tazminatın, bu verginin konusunu oluşturduğuna ilişkin bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu durumda, kaçak elektrik bedeline KDV eklenmesi , işleyecek temerrüt faizine KDV istemi doğru değildir . Hemen belirtelim ki, zamanında ödenmeyen elektrik bedelinin gecikme faizine KDV yürütülmesi 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 24/c maddesinin bir gereğidir .
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ictihatdilekce.yetkinforum.com
 
ELEKTRİK ABONELİĞİ - ABONMAN SÖZLEŞMESİ - KAÇAK ELEKTRİK BORCU - GECİKME ZAMMI-GECİKME FAİZİ - KDV
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» carmeni ölümsüzleştiren çingene kızı gerçek kişimiydi ?(alıntıdır)
» Kayıt Sözleşmesi Değiştirme
» Modelersiz // vBulletin Kayıt Sözleşmesi (Türkce Karekter Sorunu Oluyor)
» Modelersiz // vBulletin Kayıt Sözleşmesi (Yeni)
» Mediti Pawnoya Geçirmek....!!

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İÇTİHAT - DİLEKÇE :: MAKALELER-
Buraya geçin: